Work and Travel hakkında 9 önemli tüyo – İş ve Şehir Seçimi

Work and Travel Cankurtaranlık

Work and Travel programına katılmak benim hayatımın en önemli dönüm noktalarından bir tanesi olmuştu. Bundan 7.5  yıl önce 2010 senesinde katıldığım bu programa bana yaşattığı büyük tecrübeden dolayı her zaman minnettar kalacağım. Bu yazımda sizlere ilk yurt dışı tecrübem olan Work and Travel programına katılım sürecimden, şartlarından tutun iş ve şehir seçimlerinize kadar çok önemli bilgiler vereceğim. Fotoğraflarım çook eski mazur görün 🙂

Öncelikle bilmeyen arkadaşlar için bu Work and Travel (WAT) programının ne olduğundan biraz bahsedelim. WAT programı Amerikan hükümetinin dünyanın birçok ülkesinden üniversite öğrencilerine yaz aylarında Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışma imkanı verdiği bir programdır. Work and Travel programına katılmaya hak kazanan öğrencilere “J1” dedikleri vize türü verilir. Hatta bazen bu programa katılan öğrencilere Amerika’da J1 olarak hitap ettikleri bile görülür 🙂 Bu program sayesinde ingilizcenizi geliştirme imkanı bulursunuz, hem de tam yerinde yerel insanlarla aynı ortamda çalışarak, onların kültürlerini tanıyarak dilinizi geliştirmekle birlikte o dili nasıl kullanacağınızı öğrenirsiniz. Bunun yanında kendi ayaklarınız üzerinde durmayı öğrenir bir çok çeşitli işlerde çalışarak ister para biriktirirsiniz, isterseniz Amerika’yı baştan aşağı gezersiniz. Bunun ikisini birden gerçekleştirmiş arkadaşlar da yok değil 🙂

Dünya’nın farklı ülkelerinden oraya sizle aynı amaçla gelmiş insanlarla tanışıp, farklı milletlerden arkadaşlar edinip onların kültürlerini de tanımış olursunuz. Hayatınız boyunca unutamayacağınız bir macerayı genç yaşınızda tadarsınız ve o güzel duygular yaşayacağınız bütün sıkıntıları unutturur, hep sizin bir köşenizde anılarınızla, fotoraflarınızla büyüdüğünüzü hissedersiniz. Hepsi bir kenara en önemlisi, dünyaya farklı bir açıdan bakmayı öğrenir ufkunuzu ve vizyonunuzu genişletirsiniz. İnanın bana Work and Travel bir çok insanın hayatına çok önemli değerler katıyor ve insanın gelişim sürecine genç yaşta inanılmaz bir katkı sağlıyor.. Özellikle ailelere sesleniyorum; Çocuğunuzu ne yapıp edip bu programa gönderin.

Salt Lake City / Utah / 2010 – Çalışmadığımız günlerde Amerikalılarla vakit geçiriyorduk.

Şimdi biraz katılım şartlarından ve sürecinden bahsedelim. Birincisi Work and Travel programına katılabilmek için 4 yıllık bir üniversitede eğitim görüyor olmak ya da bu 4 yıllık üniversitenizden yeni mezun olmuş olmak gerekiyor. 18 yaşını doldurmuş adaylar ile 30 yaşını geçmemiş adaylar bu programa katılabiliyorlar. Ancak bazı WAT şirketleri yaş sınırını 26 olarak da belirleyebiliyor. Bunun dışında genel not ortalamanızın 4 üzerinden en az 2 olması gerekiyor. Not ortalaması 2’nin altında olup da vize alabilen insanlar da mevcut ancak bu oranın çok ama çok düşük olduğunu söyleyebilirim. İngilizce seviyenizin orta (intermediate) olması gerekiyor ancak ingilizce bilmeyen yani konuşamayan arkadaşlara da Amerika’da sıklıkla rastlanabiliyor 🙂 yani ingilizce bilginizin yetersizliği sizi korkutmasın. Biraz da olsa kendinizi ifade edebiliyorsanız, onca iş arasından bir tanesine mutlaka alınırsınız. Vize görüşmesinde WAT adayları zaten dil konusunda çok zorlanmıyorlar.

Tüyolara geçmeden önce süreç kısmını tamamlamak istiyorum. Gelelim işe alım sürecinize.. Acentanız ellerinde mevcut olan işleri size listeliyor. Bu işlerin bir kısmı ülkemizde yapacakları iş fuarında adayları görüşmelere alıyor. Bazı iş görüşmeleri ise internetten skype üzerinden yapılıyor. İş vereni genel duruşunuzla memnun edebilirseniz işi alıyorsunuz. Güleryüzlü olmak, ne söylediğini bilmek, soğukkanlı olmak önemlidir. Görüşmede ingilizce savsaklamamanız önemli. Zaten sizin onların ülkesine ingilizcenizi geliştirmek için gittiğinizi biliyorlar, o yüzden süper konuşmaya çalışmanıza gerek yok, iletişim kurabilin yeter. Önemli olarak bir dipnot vermeliyim; Türkiye’de işveren ile fuarlarında yüzyüze yapılan görüşmelerdeki işler genellikle skype görüşmelerindeki işlerden daha kalitelidir. Bu yüzden iş fuarındaki işleri kaçırmamanız için erken başvuru yapmanız önemlidir.

Bu konuya tüyolar kısmında tekrar değineceğim.

Utah’ta kaldığımız sitenin havuzu ve ortak kullanım ofisi. Bu havuz etrafında haftada 2-3 kez müzikli barbekü partiler yapıyorduk ve herhangi bir sorun olmuyordu.

Gelelim vize sürecine. Öncelikle bütün belgelerinizin acentanız tarafından hazırlanıyor olduğunu bilin. Sizden istenen basit belgeler olacaktır; öğretmeninizden referans mektubu, ailenizden mektup gibi. Vize başvurunuzu da acentanız yapacak. Hepsinin eksiksiz olduğuna emin olun. Şimdi diyelim ki işi aldınız ve vize görüşme tarihiniz geldi. Vize görüşmesinde size soracakları klasik birkaç soru var; “Neden Amerika’ya gitmek istiyorsunuz?” “Amerika’da kalmayı düşünüyor musunuz, geri gelecek misiniz?” cevap kesinlikle “Hayır Amerika’da kalmayacağım, sadece dilimi geliştirmek ve bir macera yaşamak için gitmek istiyorum” tarzında bir şey olmalıdır. Aksi takdirde vize alamazsınız.

Bunun dışında “Amerika’da arkadaşınız-akrabanız var mı?”, “Amerika’da nerede çalışacaksınız, ne iş yapacaksınız?” , “Bu formu okudunuz mu? (eliyle gösterecek)” sorularıyla karşılaşmanız kuvvetle muhtemel. Amerika’da arkadaşınızın ve akrabanızın olmadığını söylemek sizin için avantaj. Çalışacağınız yeri ve işinizi doğru bir şekilde söyleyin. Ayrıca okudunuz mu diye sordukları belgeyi  acentanızda size okumanız için vermiş olmaları gerekiyor. Vize memuru bu soruyu size sormakla yükümlü. Cevabınız kesinlikle “OKUDUM” olmalıdır. Merak etmeyin siz okudum anladım dedikten sonra size onunla ilgili herhangi bir soru sormayacak. Formalite icabı soruyor. Amerika konsolosluğunun ciddi ve heyecanlandırıcı bir yapısı vardır ancak hiç aldanmayın.

Erkekler Makedon,Kosovalı ve Türklerden oluşuyor, kızlar ise Amerikalı / Calli’nin evi barbekü partisi / 2010

Bana göre Amerika vizesi söylenilenlerin aksine alınması çok kolay bir vizedir. Hele ki WAT adayları için daha da kolaydır 🙂 Siz kendinizden emin olun, konsolosluk dedikleri şatoda parmak izi falan veriyorsunuz diye, camekan gişelerin önünde hakim karşısında bekliyormuş gibi hissedecek olsanız da inanın heyecanlanmanızı gerektirecek hiçbir şey yok. Zaten siz oraya görüşmeye gittiğinizde onlar sizin için %90 karar vermiş oluyor. Onların verdiği olumlu kararı orda olumsuza çevirebilmek hakikaten zor iş. Aşırı saçmalamanız kıllandırmanız lazım ki bir üniversite öğrencisinden çekinsinler 🙂 Anlayacağınız sizin belgeleriniz tam ise ve heyecanlanmadan sordukları sorulara cevap verirseniz, vizeyi alamama ihtimaliniz çok ama çok çok düşük.

Amerika’daki en iyi arkadaşım Miki. Work and Travel programı boyunca yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi. Kendisi Makedon ve ömürlük dostum. Onun ilginç hayat hikayesini yol hikayelerim kısmında ayrıntılı olarak yazdım.

     Work and Travel hakkında 9 can alıcı Tüyo

 

  1. Acentalar sizi iş seçiminizde yönlendirirken onlara körü körüne inanmayın. Söyledikleri herşeyi not alın ve sorgulayın. Bütün acentalar benim gözümde sahtekardır. Bunu geçmiş deneyimlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki onlra göre onların kazandıkları para sizin doğru seçim yapmanızdan daha önemlidir. Burada size seçim yaparken hangi kriterleri göz önünde bulundurmanız gerekeceğini anlatacağım. Seçeneklerdeki işlerinizi bu kıstaslar çerçevesinde değerlendirebilirsiniz. Özetle, acentanıza muhteşem bir bağ ile güvenmeyin. Kesinlikle fiyatta pazarlık yapın, her zaman bir miktar düşerler. En önemlisi iştahlı bir şekilde  Amerika’nın sizin rüyalarınızı süslediğini belli ederek gitmeyin ve alıcı olduğunuzu belli etmeyin. WAT için farklı acentaları dolaştığınızı ve o bulunduğunuz acentadan da fiyat ve bilgi almak istediğinizi söyleyin. Konuya hakim olduğunuzu onlara gösterin ki sizin hevesinizden, heyecanınızdan ve tecrübesizliğinizden yararlanıp kan emicilik yapmasınlar.

    Çalıştığımız su parkında iş çıkışı yaptığımız maymunluklardan bir tanesi / Lagoon Amusement Park / Utah, ABD / 2010
  2. Çalışacağınız işin gerçekten sizin yapabileceğiniz bir iş olduğundan emin olun. Otel temizliği (housing) yapacağım diye Amerika’ya hevesle gidip Jennifer Lopez olmayı bekleyen arkadaşlar da vardı ancak yapamıyorum diyip erken döndüler. İşinizi kendi kapasitenize göre seçin. Cankurtaranlık, garsonluk, ahşı (cook), kasiyerlik, resepsiyon görevlisi, Araç operatörlüğü (ride operator) vs. gibi gırla iş seçeneği ile karşılaşabilirsiniz. Bazen iş veren sizle görüşürken hobilerinizi ve iş tecrübelerinizi sorar ve size ona göre bir iş teklif eder. Yani bazı durumlarda işi siz değil işvereniniz seçer. Süprizlere açık olun. Bu işlerin bir çoğu yapılabilir işler ve hemen hemen hepsi fiziksel bir aktivite gerektiren işler yani genç adamsınız, genç bayanlarsınız yaparsınız. Önemli olan sıkıcı olmaması ve iyi para kazanabilmeniz. Mesela cankurtaranlık çok güzel bir iş ancak çalışma saatleri garsonluk vs gibi işlere göre daha düşük olduğu için kazancı da bir miktar düşük olabiliyor. McDonalds gibi fiziksel ruhsal darbe verici işlerde belki daha fazla kazanabilirsiniz ancak sizi yıpratacağı kesindir. İş seçimi konusunda sizi en iyi tanıyan sizsiniz, danışmanınızdan sadece tavsiye alırsınız ancak kararı siz vermelisiniz.
    Konakladığımız site, yine bir barbekü partisi ve meksikalılar.. / Utah – ABD / 2010

    Yine konakladığımız siteden bir görüntü.. Daha çok çalıştığımız iş yeri ve konaklama ile fotoğraflar paylaşmayı tercih ettim. Çünkü seyahat kısmı sabit birşey. Örnek olması açısından iş yeri ve konaklamayı görmek önemli.
  3. Çalışma saati. İşverenler size belirli bir çalışma saatini sözleşmenizde garanti eder. Bu saatin haftalık minimum 40 olmasına dikkat edin. Eğer işverenin size garanti ettiği çalışma saati 32 ve civarı ise sizi o saatten fazla çalıştırma zorunluluğu yok. Yani anlayacağınız yeteri kadar para kazanamazsınız ve ikinci iş bakmak zorunda kalabilirsiniz.
    Lagoon Amusement Park / Utah – Salt Lake City – ABD / 2010

     

  4. İşyerinizin (şirketin) büyüklüğü. Arkadaşlar, iş yerinizin bir marka olması ve büyük olması her zaman büyük bir avantajdır. Örnek veriyorum; Six Flags. Neden? Çünkü kendileri büyük bir şirket ve Amerika’nın bir çok eyaletinde şubeleri var. Adamlar zengin. Size verecekleri imkanlar daha kaliteli olacaktır. Ne gibi? Mesela konaklama. Ya da çalışma saati ve hatta saatlik ücret. Katekulliye gelmezsiniz. İş arkadaşlarınızın kalitesi de artar.. Kaliteli şirketler, kaliteli çalışanlar alırlar. Gittiğinizde oryantasyonlar yaparlar, sizi güler yüzle karşılarlar ve sizinle ilgilenmeleri için birkaç görevlileri olur, adaptasyonu kolay sağlarsınız. Büyük şirketler çalışanlarına önem verir, sizlere indirimli yemek yeme fırsatı, çalışanlara özel partiler veya başka aktiviteler düzenlerler.
    Lagoon Amusement Park’ın sadece çalışanları için düzenlediği parti.. Su parkı içerisinde gerçekleşti.

     

  5. Saatlik kazancınızın ne kadar olduğu önemli. 8 doların altındaysa o seçeneği baştan silebilirsiniz. Amerikalı işverenlerin yasal olarak çalışanlarına saatlik minimum vermek zorunda olduğu bir para var. En son yanlış hatırlamıyorsam 8 dolardı. Zaten kaale değer bir kısmı vergilere gidiyor. O vergilerin bir kısmını döndükten sonra alabiliyorsunuz. Saatlik 8.5 dolar ve üstünü öneririm. Bahşiş (Tip dedikleri) alabildiğiniz işlerde daha fazla kazanmanız mümkündür. Bahşişli işlerde de çakallar saatlik ücretinizi düşürür. Eee zaten bahşiş alıyorsun biz senin saatlik ücretini niye yüksek tutalım diyor kapitalist vicdansızlar.
    Bazen işten erken bıraktıklarında çocuklar gibi mutlu oluyorduk. Hem su parkı hem de araçların olduğu eğlence parkı bizim için ücretsizdi.

     

  6. İş vereninizin size sunduğu konaklama imkanları önemli. Yaklaşık 3-4 ayınızı orada geçireceksiniz. Zamanınızın büyük bir kısmını alacak eviniz. Work and Travellar ertesi sabah işe gidip çalışıyor oldukları için ve genelde aynı konaklama birimlerinde kaldıkları için ev partilerini tercih ederler. Dışarı çıkıp mekanlarda hem zaman hem eneji hem para kaybetmek işlerine gelmez. Zaten Work and Travellerın büyük çoğunluğu 21 yaşını bile doldurmuş olmuyor. 21 yaş altı bildiğiniz gibi gece kulüpleri, barlar gibi mekanlara giremiyor ve herhangi bir yerden alkol ve sigara almaları yasak. Yani anlayacağınız Ev önemli 🙂

    Amerikalılar ve karma WAT öğrencileri sık sık evlerde toplanırdık. Fotoğrafta tek Türk benim 🙂 / 2010 Utah – Salt Lake City
  7. Şehir seçimi. Çok önemlidir. İş seçiminizden sonra en önemlisidir. Birincisi benim görüşüm kesinlikle büyük bir şehire gitmemelisiniz. İkincisi ise gideceğiniz şehrin veya kasabanın yaşanılabilir güzel bir yer olmasına dikkat edin. Mesela; New York, Chicago, Los Angeles.. yapmayın arkadaşlar. Bunlar büyük şehirler bizi maddi manevi yutarlar. Konaklamaya çok para verirsiniz, yaşam pahalıdır, insanlarının insani değerleri düşüktür.. vs vs bin tane sayarım. Küçük kasabalar her zaman daha iyidir. Giderleriniz azdır ve insanlar size karşı çok ilgilidir, küçük şehirlerde ve kasabalarda bir yabancı iseniz, oranın insanları size ilgi gösterirler ama büyük şehirlerde sizi kimse sallamaz. Büyük şehirleri zaten gezeceksiniz, yaşayacağınız yer yaşanılabilir şirin bir yer olsun. Hani “Ben Amerika’ya gidiyoruuum, tabi ki Los Angeles olacak!” gibi düşüncelerle o büyük şehirlere gitmeyin zira Los Angeles’a da gitseniz paspas yapıp tabak çanak yıkayacaksınız 🙂

    Salt Lake City / Utah / ABD / 2010
  8. Gideceğiniz şehrin konumu. Gideceğiniz şehrin konumu işin “Travel” kısmına geçtiğinizde büyük önem taşıyor. Bildiğiniz gibi Amerika bir kıta. Hani New York-Los Angeles arası uçakla 10 saat falandır heralde. Bu yüzden eğer gezilecek yerlere sınır veya yakın bir şehirde iş bulursanız büyük avantaj olacaktır.. Kendimden örnek vereyim. Ben Work and Travel programını 2010 senesinde Utah/Salt Lake City’de yaptım. Nevada’ya sınırdık. Öyle diyince belki anlamazsınız, şöyle söyliyim Nevada, içinde Las Vegas şehrinin bulunduğu eyalet.. Arizona,Las Vegas, California (Los Angeles,San Francisco,San Diego) bunlar hep arabayla veya otobusle vs karayoluyla gidilebilecek mesefadelerdi. Utah’taki Grand Canyons da cabası. Bir çok öğrencinin yaptığı gibi dönüş biletini de New York’tan alınca tabi pasta üzerine çilek oluyor.. Aynı şekilde doğu yakasında da bir yer bulabilirsiniz. Ancak Amerika’nın en gezilesi şehirlerini göz önünde bulundurun, mesela; Los Angeles, San Francisco, Las Vegas, Chicago, Miami, New York, Boston.. gibi.

    Santa Monica Beach / Los Angeles / California / 2010
  9. Beklentilerinizi her zaman çok düşük tutun. Bu bana göre en önemli noktalardan bir tanesi bu. Bir çok arkadaş, büyük hayallerle rüyalarla Amerika’ya gidiyorlar. Her günün festival havasında geçeceği kanısına tutuluyorlar. Işıl ışıl sokaklar, renkli billboardlu gökdelenler vs bambaşka bir dünya hayal ediyorlar. Arkadaşlar, siz oraya çalışmaya gidiyorsunuz ve seyahat kısmına geçmeden önce Amerika’da kalacağınız sürenin çok daha büyük bir bölümünü çalışarak geçireceksiniz. Çalışma şartlarınız zor olacak, yorulacaksınız. Yeri gelecek sizden bir yeri temizlemenizi isteyecekler. Kendinizi rüyalar ülkesine odaklamayın zira hüsrana uğrarsınız. Bütün hayallerinizin travel kısmında gerçekleşeceğinizi düşünün.

    Tabi ki çalıştığınız sürede de eğleneceksiniz, arkadaşlarınızla özellikle iş çıkışı mükemmel vakit geçireceksiniz ancak demem o ki herşeyi toz pembe hayal etmemenizde fayda var. Gideceğiniz yer bir köy, bir kasaba da olabilir ki büyük ihtimalle öyle olacak. Büyük şehirlerde zaten Amerika’nın bizim gibi göçmen çalışanlara pek ihtiyacı yok. Daha çok kırsal bölgelere çalışan arıyorlar. Gerçi büyük şehirlere alsalar da gitmek istemeyiz yukarıda nedenlerini açıkladığım gibi ancak siz siz olun büyük umutlarla, beklentilerle Amerika’nın yolunu tutmayın. Bu yolculuğun sizin en büyük hayat tecrübeniz olacağını düşünürseniz daha çok işe yarayacaktır. Tek başına ayakta kalabilme, zorluklarla mücadele etme, yeni arkadaşlar, farklı kültürler, vizyon genişletme ve ufuk açma ve daha nicesi..

    New York / ABD / 2010

Work and Travel programı ile ilgili benim size anlatacaklarım bu kadar.  Konuyla ilgili sorularınız olursa yorumlardan veya mailden bana ulaşabilirsiniz 🙂 Sizin için en güzelinin olması dileğiyle..

 

Merhaba, ben Çağatay. Yıllardır bize doğru olduğu anlatılan herşeyi unutup, yaşamaya mecbur bırakıldığımız sistemin zincirlerini kırıp, işimden istifa edip, hayat'a dair tüm sorularıma cevaplar bulabilmek ve diğer bütün insanlara ilham olabilmek için yollara düştüm. 21 Kasım 2017'den beri dünya turundayım. Uyanış adını verdiğim içsel yolculuğum boyunca, başıma gelen olayları ve ilginç hayatları yazıyorum, fotoğraflıyorum, vidyoluyorum ve sizlerle paylaşıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir